Posted by: Tatilde on: 2009/06/05
Konya Mevlana Celalettin Rum-i hazretlerinin memleketi olup tasavvufun merkezlerinden birisidir. Aksaray ile Karamanoğlu beyliği dahilinde olan Konya ilk Türkçe’yi kullanan beyliklerden birisidir. Hala bir çok yerinde Osmanlı ve Selçuklu izlerini görebilirsiniz.
İspanyolca kursumdan bir boşluk bulabildiğim ilk anda Konya’yı ziyaret etmek istiyordum ve geçtiğimiz hafta kursta bir aralık oluştu. Ben de bir günde kararımı verdim ve Konya’ya biletimi aldım.

Düne kadar İstanbul’un ya da Anadolu’nun Balıkesir’den daha doğusuna geçmemiştim. Aslında acele etmeyip, civarda bir kaç şehir daha gezip dönmem daha iyi olabilirmiş. Fakat Konya gezisini hafta içi tamamlamak zorunda olduğum için pek de vaktim olduğu söylenemez. Orada öğrenci olan bir arkadaşımın uyarısı üzerine aşırı kalabalığa yakalanmamak için gezimi hafta içine denk getirdim.

Aslında Mevlana Türbesi’ndeki cumartesi günleri yapılan sema gösterilerini kaçırmak kesinlikle istemezdim; ama o kadar kalabalık oluyormuş ki gündüz ne müzeyi doğru düzgün gezmenin imkanı oluyormuş ne de akşamki sema gösterisini izlemenin… Hatta ben cuma günü öğleden önce gitmiş olmama rağmen müzeyi oldukça kalabalık buldum. Müzenin kalabalık olması çok normal tabii ki; ama sanki diğer yerleri gezerken de adımımı attığım yere kalabalık götürdüm. Müzeyi ve türbeyi gezerken; bir çocuk topluluğu da müzeye alındı.

Onlarca çocuk doluştu birden türbenin içine. Onların gitmesini bekledik bir süre. Sonrasında sorun yaşamadan müzeyi gezmeyi tamamladık. Mesnevi’nin, Defter-i Kebir’in orjinal el yazmaları da müzede sergileniyor. Girişte ise bir video ile müzede sergilenen eşyalar açıklanıyor. Hz. Mevlana’nın ve yakınlarının bulunduğu yer oldukça etkileyici. Yine de kalabalıktan dolayı insan sessizlikle başbaşa bir “an” bulamıyor. Eğer yolunuz düşerse ya da oraları gezmeye niyet ederseniz; hafta içi saat dokuz civarında gezmenizi tavsiye ederim. Zaten müze açılış saati de bu. Biraz gecikseniz oluk oluk insanın, özellikle Japon turistlerin arasında kalacaksınız. Lakin müzenin gezilmesine gösterdikleri titizlik ve Mevlana’ya duydukları saygı bakımından Japon turistler, maalesef rahatlıkla bizim vatandaşlarımıza tercih edilebilir.

Tabii ki Hz. Mevlana’yı, Hz. Şems’i okuduktan sonra ve biraz bilgi sahibi olduktan sonra, Mevlana’yı ziyaret edip, Şems’i ziyaret etmemek olmazdı. Hz. Şems’in makamı, Şems parkının içindeki bir camide bulunmakta. Bildiğiniz gibi, kendisinin ölüm şekline ilişkin kesin bir bilgi günümüze ulaşmamıştır. Şems’in, vefatından önce bir gün “kaybolacağım, izimi bulamayacaksınız” dediği kayda geçmiştir. 
Buna istinaden kaybından sonra bazı kimseler Şems’in tekrar Şam’a gittiğini ve ordaki türbede yattığını düşünmüştür. Genel kanı ise kıskananları tarafından Konya’da öldürülüp bir kuyuya atıldığı yönündedir. Bir rivayete göre Mevlana Hazretleri’nin büyük oğlu (Sultan Veled) ve arkadaşları cesedi çıkarmışlar ve gömmüşler; Mevlana’nın hepten harap olmasını engellemek için de Mevlana’ya Şems’in kaybolduğunu söylemişlerdir. İşte bugün Konya’da bulunan Şems’e ait bu makam, orada yazılana göre bu kuyunun hemen üstünde bulunur. Kimbilir Konya civarlarında bu konuyla ilgili günümüze kadar ulaşmış ne rivayetler vardır. Zaten olayın kendisi, daha gerçekleştiği tarihte bile bir rivayete dönüşmüştür. İnsan ordayken olayın ne kadar üzücü olduğunu daha rahat idrak edebiliyor. Birbirini çok seven iki insanın bir kaç yüz metre ara ile yatmaları, Mevlana’nın tüm yakınlarının da bulunduğu türbede Mevlana’nın can dostu Şems’in bulunmayışı, “vaktin halkının” ettiğini hatırlamak insanı gerçekten hüzünlendiriyor.

Konya yürüyüş için çok elverişli bir yer. Tamamen dümdüz ve sessiz. Çarşı ve merkez tabii ki hareketli. Ben iki adet müze gezebildim. İnce Minare Müzesi ile Karatay Çini Eserleri Müzesi. Çini Eserleri Müzesi’nde mavi çinili bir kubbenin içine giriyorsunuz. Burada fotoğraf çekmek yasak. Zaten çekilse bile oradaki iç açıcılığı yansıtmak oldukça zor. İnce Minare Müzesi’nde ise Selçuklu eser ve kalıntıları sergileniyor.

Meram’a giden yol ise çok sakin ve rahatlatıcı. Şanslı olarak bahar aylarında orada bulunduğumdan, hava da yürüyüş için çok elverişliydi. Bu zamanlar Konya’yı gezmek için uygun zamanlar. Hava gündüzleri bu mevsimde hala oldukça serin. Eğer yolunuz düşerse çok fazla vakit ayırmanıza da gerek yok. Merkezde bulunan Mevlana Müzesi’ni ve Şems’in makamını ve şehirdeki bir kaç müzeyi gezmeniz için bir gün yeterli olacaktır. Alaaddin tepesi ise şehirdeki tek yükselti olabilir. Burada küçük bir havuz kenarında gölgede oturabileceğiniz kafeler mevcut. Dinlenmek için güzel bir yer.

Eklemeden geçemeyeceğim; Havzan Restauran’da yiyebileceğiniz etli ekmek çok lezzetli. Eğer giderseniz bu yöresel yemeği de atlamayın derim.
